Gladio’nun Turuncu Yalanlarının Ve Rusya’nın Gölgesinde Ukrayna Seçimleri

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan Polonya, Romanya, Macaristan, Bulgaristan gibi ülkeler Avrupa Birliği standartlarına pek uymamalarına rağmen Rusya ile arada tampon bölge oluşturmak için apar topar birliğe dâhil edilmişlerdi. Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Hırvatistan, Makedonya, Bosna, Karadağ, Sırbistan gibi ülkeler de bir şekilde Batı ile yakınlaşmışlar ve Rusya Bloğundan uzaklaşmışlardır. Şu an itibariyle Belarus ve Moldova Rusya ile müttefik bir tavır takınırken Ukrayna’nın durumu ise yaşanan gelişmelere göre şekillenmektir.


Komünizme karşı kullanılan Gladio’nun görevini tamamlamasından sonra Batı, Saros’un mucidi ve uygulayıcısı olduğu post-modern hareketlere yöneldi.

Kafkaslarda ilk girişim, 2003’te Hazar Denizi üzerinde bulunan enerji güzergâhları için stratejik önemi yüksek olan Gürcistan’da yapıldı. Sovyetler Birliği’nin deneyimli siyasal aktörlerinden Shewardnadze’nin tavsiye edilerek yerine Saakaşvili’nin getirilmesi Rusya cephesi için hazmedilebilir bir gelişme değildi. Bu olaya Rusya’nın cevabı ise 2008 yılında geldi. Rusya ile yapılan savaş sonrasında Gürcistan, özerk bölgeleri olan Abhazya ve Osetya’yı kaybederek ağır yara aldı. Bu olaylar yaşanırken, devrimin arkasındaki güç olan Amerika ise savaşa hiçbir müdahalede bulunamadı.



İkinci girişim ise Ukrayna’da yaşandı. 2004 yılında yapılan seçimleri önce, Yanukoviç’in kazandığı açıklandı. Seçimlere hile karıştırıldığını iddia eden yüz binlerce insan turunculara bürünerek sokaklara döküldüler. Çıkan büyük sokak gösterileri sonrasında seçimler yenilendi ve bu sefer Batı yandaşı Yuşçenko devlet başkanı, Bayan Timoşenko da başbakan oldu.

Üçüncü girişim ise 2005’te Kırgızistan’da yaşandı. ABD ve Saros’un desteğiyle yönetime geçen Bakiyev daha sonra politika değiştirerek Rusya ile yakınlaştı.

İlk kaybını Kazakistan’da veren, Gürcistan’da hezimete uğrayan post-modern hareket, diğer sınavını ise Ukrayna’da vermektedir.

Ukrayna’nın Seçim Tarihi

Bağımsızlığını 1991 yılında ilan eden Ukrayna, bu tarihe kadar dört seçim daha yaşadı.

İlk seçimini 1 Aralık 1991 tarihinde yaşayan Ukrayna’da, ilk turda yüzde 61,59 oy alarak seçimleri kazanan Leonid Kravçuk, devlet başkanlığı koltuğuna oturdu.

7 Temmuz 1993'te maden işçilerinin greve gitmesi üzerine Ukrayna’da ikinci seçimler erken bir tarihe alınmak zorunda kalındı. 26 Haziran 1994 tarihinde yapılan seçimlerden en çok oy alan iki adaydan Leonid Kravçuk yüzde 38,36 ve Leonid Kuçma ise yüzde 31,17 oranında oy aldı. 10 Temmuz 1994 tarihinde yapılan ikinci tur seçimlerinde ise Kravçuk yüzde 45,06’da kalırken Kuçma yüzde 52,15 oy alarak Ukrayna’nın ikinci devlet başkanı seçildi.

Ukrayna’da üçüncü devlet başkanlığı seçimleri ise normal tarihinde yapılmıştır. Görev süresini sona eren Leonid Kuçma 31 Ekim 1999 tarihinde yapılan seçimlerde tekrar aday oldu ve ilk turda Leonid Kuçma yüzde 36,49 oranında oy alırken Petro Simonenko yüzde 22,24 oranında oy aldı. İkinci tur seçimlerinde ise Simonenko yüzde 37,80’de kalırken Kuçma yüzde 56,25 oy alarak yeniden devlet başkanı seçildi.

Ukrayna’da 26 adayın yarıştığı dördüncü devlet başkanlığı seçimleri ise 31 Ekim 2004 tarihinde yapıldı. Yapılan ilk tur seçimlerinde Batı yanlısı Yuşcenko yüzde 39,90 oranında oy alırken Rusya yanlısı Yanukoviç ise yüzde 39,26 oranında oy alarak ikinci tur seçimlerine katılma hakkı elde ettiler. İkinci tur seçimlerinde Yuşcenko yüzde 46,69 oranında oy alırken Yanukoviç ise yüzde 49,42 alarak devlet başkanı seçildi.

Gözlemcilerinin sonuçlara hile karıştırıldığı yönündeki açıklamaları üzerine yüz binlerce insan sokaklara dökülerek gösteriler düzenlediler. Turuncu kıyafetlerle Ukrayna meydanlarını dolduran göstericilerin baskısı sonucu Ukrayna Yüksek Mahkemesi 3 Aralık 2004 tarihinde seçimlerin ikinci tur sonuçlarının geçersiz olduğunu ve seçimlerin 26 Aralık 2004’te tekrarlanacağını açıkladı.

26 Aralık 2004 tarihinde yeniden yapılan seçimde ise Yanukoviç yüzde 44,20 oranında oy alırken Yuşcenko ise yüzde 51,99 oranında oy alarak devlet başkanı koltuğuna oturdu. Başbakan ise Bayan Yulia Timoşenko oldu.

Ukrayna’da Yeni Dönem

Politikaya Batı yanlısı Yuşçenko’yu destekleyerek giren Bayan Timoşenko, Turuncu Devrim’in en önemli isimlerinden biri oldu. Turuncu Devrim hükümetinin Başbakan’ı olan Timoşenko, Batı’nın gerçek yüzünü görüp Rusya yanlısı bir tutum sergilemeye başladı ve 2010 seçimlerine Yuşçenko ile yollarını ayırarak girdi. Yuşcenko ilk tur seçimlerinde hezimete uğrarken 7 Şubat 2010 tarihinde yapılan ikinci tur seçimlerinde Yanukovic ile yarışan Tüm Ukrayna Anavatan Birliği Partisi lideri Timoşenko yüzde 45,47 oranında oy aldı. Diğer seçimlerde kaybeden Bölgeler Partisi lideri Yanukovic ise yüzde 49,93 oranında oy alarak yeni dönem için Ukrayna’nın devlet başkanı seçildi.

Bu seçimden çıkarılacak en büyük sonuç Turuncu Devrim’in sona erdiğidir. Turuncu Devrim’in en büyük savunucusu Yuşcenko seçimlerde hezimete uğramış, bir dönem Yuşcenko’nun sağ kolu olan Timuşenko ise seçimlere Rusya açılımıyla girmiştir. İkinci tur seçimlerine geçildiğinde 2 adayın da Rusya ile iyi ilişkiler vaat etmesi, Ukrayna halkının Batı’dan umduğunu bulamadığının ve Rusya cephesine döndüğünün göstergesidir.

Timoşenko, Turuncu Devrim sürecinde Yuşcenko’yla birlikte AB üyeliği, demokrasi, adalet, çoğulculuk gibi söylemlerle Ukrayna’nın yolsuzluklardan arınacağını, zenginleşeceğini ve Batılılaşacağını vaat etmişti. Yani Ukrayna uluslararası alanda gerek ekonomik gerekse siyasal anlamda sınıf atlayacaktı. Ancak bu vaatler boş çıktı. Yolsuzluklarla mücadele edemeyen Turuncu Devrim hükümeti Batı’dan da gerekli desteği göremedi, yalnız kaldı. Avrupa Birliği, yolsuzlukların had safhada olması, finansal ve yapısal sorunların aşılamaması gibi konuları sebep göstererek Ukrayna’nın birliğe üyeliği için yaptığı adaylık başvurusunu reddetmiş ve Yuşcenko’ya belki de en büyük darbeyi vurmuştur. NATO’ya üyelik için gösterilen çaba ve Gürcistan Savaşı sırasında Ukrayna’nın bu ülkeye silah satması Rusya ile olan ilişkileri iyice germişti. Saros’un hak, özgürlük, demokrasi gibi söylemlerinin boş olduğu kanaatine varan halk, Rusya ile iyi ilişkiler olmadan iş ve ekmek bulamayacağını düşünüp, Rusya yanlısı adaylara oy vermiştir. Zira seçim öncesi yapılan anketlerde büyük çoğunluk Rusya ile ilişkilerin iyileştirilmesi gerektiği düşüncesinde olduğunu belirtmişti. 

Gerek Timuşenko gerekse Yanukuvic Rusya yanlısı olmakla beraber aralarında ufak farklılıklar bulunuyordu. Timuşenko Rusya ile Batı’ya aynı mesafede olunması gerektiğini savunmuş, Avrupa Birliği’ne ve NATO’ya üyelik konusunda tutum sergilemişti. Ayrıca ülkede tek resmi dil olarak Ukraynacanın kullanılması taraftarıydı. Yanukovic ise Rusya’ya tam anlamıyla sadık bir isim. Ukraynacanın yanında ikinci resmi dil olarak Rusçanın kullanılması taraftarı. Yanukovic ayrıca Rusya ile olan 13 milyar ABD dolarlık ticaret hacmini 40 milyar dolara çıkarmayı; Rusya, Belarus ve Kazakistan arasındaki Gümrük Birliği’ne Ukrayna’yı da dâhil etmeyi; Avrupa Birliği ile Ukrayna arasında serbest ticaret bölgesi kurulmasını ve AB ülkeleri ile vizesiz rejime geçilmesini de vaat etti.

Bundan sonra Rusya’nın Ukrayna üzerinde daha etkin olacağı bir döneme girmiş bulunuyoruz. Ancak unutmamak gerekir ki Turuncu Devrim, Ukraynalıların zihninde milli bilincin yükselmesine sebep oldu. Yeni devlet başkanı Yanukovic, izleyeceği Rusya yanlısı politika ile ülke içerisinde huzursuzluklara yol açacak gibi görünüyor. Zira Yanukovic, Rusçanın ikinci resmi dil olması hususunda oldukça kararlı. Bu durum milliyetçilik duyguları kabaran Ukraynalıların tepkisini çekecektir. Halkın büyük çoğunluğu hala Avrupa Birliği ve NATO hayali kuruyor. Yanukovic’in bu konuda da halkıyla sorunlar yaşayacağı kesin. Ayrıca ülkenin Katolik olan Batı kesimi Rusya’ya doğal olarak karşı çıkmaktadır. Oyların dağılımına baktığımızda da bunu fark edebiliriz. Gerek 2004 seçimlerinde gerekse son seçimlerde Katolik olan Batı Ukrayna ile merkezin çoğunluğu Batı yanlısı olan Turuncu Devrimcilere oy vermişti. Ortodoks olan Doğu Ukrayna ise Rusya yanlısı Yanukovic’e oy vermişti. İki seçim arasında oyların dağılımında çok büyük farklılıklar yok. Ufak yüzde değişimleri seçime etki yaptı. Zira Timoşenko son seçimlerde Rusya’ya daha ılımlı davransa da nihayetinde o bir Turuncu Devrim yanlısıydı ve hala Batıcıların umut bağladığı kişidir. Dolayısıyla halkın Yuşcenko’ya destek vermemesi Batı’ya tam anlamıyla sırtını dönüp Rusya cephesine kaydığı anlamına gelmez. Halk bir taraftan Avrupa Birliği ve NATO konusunda hayaller kurarken bir taraftan da Rusya’yı kaybetmek istemiyor.

Ukrayna Neden Önemli?

603,700 km²’lik yüzölçümü bulunan ve 48 milyonluk nüfusa sahip olan Ukrayna, Avrupa ile Asya’nın kesiştiği yerde bulunması sebebiyle de stratejik olarak önemli bir konumdadır. Özellikle de Rusya için önemi çok büyüktür. 15. ve 18. yıllar arasında Osmanlı topraklarında bulunan Kırım 1768–1774 yılları arasında meydana gelen Osmanlı-Rus savaşı ile birlikte Rusya’nın sıcak denizlere inme politikasının merkezi haline gelmiş ve kısa sürede Ruslar tarafından ele geçirilmişti. O tarihten beri Kırım’ı Avrupa’ya ve sıcak denizlere ulaşmada merkez olarak kullanan Rusya’nın Kırım’da bir üssü de bulunmaktadır ve 2017 yılında sözleşmesi sona eriyor. Rusların en çok tercih ettiği tatil yöresi olan Yelta da Ukrayna’da bulunuyor. Ayrıca Ukrayna’da yaşayan Rus azınlığın olması, Ukraynalıların Slav olup etnik köken bakımından Ruslarla akraba olması da Ukrayna’yı Rusya için önemli kılan diğer hususlardır. Bu bağlamda Rusya’nın yeni dönem stratejileri arasında Sovyetler Birliği’nin merkezini oluşturan 3 devlet, yani Rusya, Belarus ve Ukrayna arasında bir Slav Kardeşliği projesi vardır.

Görüldüğü gibi Ukrayna, Rusya için bu kadar değerli olunca işin içine Amerika ve Avrupa da giriyor haliyle.  Ukrayna, komşu haline gelen Avrupa Birliği ile Rusya arasında hem bir tampon bölge hem de köprü vazifesi görürken Amerika için önemi ise çok daha fazladır. Amerika en çok Green Card’ı Ukraynalılara verirken Ukrayna aynı zamanda en çok Amerikan elçilik görevlisinin bulunduğu yerdir. İsrail ve Mısır’dan sonra Ukrayna, Amerika’nın en çok yardım yaptığı üçüncü ülkedir. Burada amaç; Ukrayna’nın Rusya’ya olan ekonomik bağımlılığını azaltmaktır.

Gladio’nun son dönem temsilcisi Saros’un bölgedeki etkin faaliyetleri sonucu özellikle ülkenin Katolik olan Rus anti-sempatizanı ve milliyetçi Batı kesimini kullanarak PORA (yeter) hareketini başlatan Amerika, Turuncu Devrim ile Ukrayna üzerinde kontrolü ele geçirmişti.  Afganistan ve Irak savaşlarına odaklanan Amerika, Ukrayna’ya fazla önem gösteremedi ve ülkenin doğusunda FSB’nin (KGB) Ukrayna şubesi olan SBU’yu kullanarak özellikle Rusların çoğunlukta olduğu Ortodoks Doğu Ukrayna üzerinde yapılanan Rusya, iş çevrelerinin de desteğini alarak son seçimlere damgasını vurdu.

Bundan Sonra Ne Olacak?

Seçim sonuçlarına baktığımız zaman Ukrayna’da Rusya’nın etkisini hissettireceği bir gerçek. Kırım’daki üssü kullanma hakkı 2017 yılında dolacak olan Rusya büyük ihtimalle bu süreyi uzatacaktır. Ayrıca Ukrayna, NATO konusunda Rusya ile paralel hareket edecektir. Rusya öndeliğinde kurulan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ne katılması ise muhtemel bir gelişmedir.

Amerika ve Avrupa ise Ukrayna üzerindeki etkilerini kaybetmelerinin ardından Gladio vasıtasıyla ülke içerisinde birtakım karışıklıklara sebebiyet vereceklerdir. Özellikle milliyetçi Batı Ukrayna üzerinde, Rusya odaklı gelişecek olan iç ve dış politikayı bahane ederek örgütlenmeleri beklenebilir. Ayrıca Yanukoviç’in başarılı olmaması ve Ukrayna’nın başına tekrar Batı yanlısı bir ismi getirmek için ellerinden geleni yapacaklardır.

Ayrıca bazı stratejistler tarafından son dönemde Rusya’nın İran konusunda Amerika’ya destek vermeye başlaması sebebiyle Rusya ile Amerika arasında Ukrayna-İran takasının yapıldığı yönünde görüşler ortaya atılmaktadır. İleride yaşanacak olan gelişmelere göre bu iddialar hakkında yorum yapmak daha mümkün olacaktır.

Bu arada halen Doğu Avrupa üzerinde emelleri olan Almanya ile ulusal güvenliği tehlikeye düşecek olan Polonya’nın bu yaşanan gelişmelere ne tepki vereceği ise merak konusudur.

Son olarak Ukrayna’daki ciddi Tük nüfusuna rağmen seçimlere etki edemeyip seyirci pozisyonunda kalan Türkiye’nin ise Kırım’daki Müslüman Tatarlar ile Ruslar arasında çıkabilecek olası sorunlara karşı hazırlıklı olması ve kendisini de yakından ilgilendiren bölge politikalarında söz sahibi olması gerekecektir.

KAYNAKÇA

  • Ferit Temur, Ukrayna’da Seçim Sandıklarından ‘Büyük Rusya’ Çıkar mı?, BİLGESAM
  • Muhittin Özsağlam, Ukrayna Seçim Sonucu ve Anlattıkları, Havadis Gazetesi
  • Servet Selim, Ukrayna’da Güller Turuncu Açıyor, BİLGESAM
  • Sinan Oğan, Ukrayna’da Devlet Başkanlığı Seçimleri: Turuncu Devrimin Sonu, TÜRKSAM
  • Vakur Kayador, Ukrayna’da Neler Oluyor?, odatv.com
  • Yılmaz Altuğ, Ukrayna Seçimleri, Türkiye Gazetesi

NOT: 23 Mart 2010 tarihinde yazılmıştır.

etiket : mustafa arslan, gençsam, gencsam, kocaeli üniversitesi, uluslararası ilişkiler,  ukrayna seçimleri, uli, gladio, gladyo, 2010 ukrayna seçimleri, turuncu devrim, turuncu devrimin sonu, ukrayna seçimleri ve rusya, gladio ve ukrayna seçimleri


Google'da Ara! | Yandex'te Ara! | Yazılar (RSS) | Yorumlar (RSS) | Sitemap

0 yorum:

Yorum Gönder

İlginç bilgiler, Biyografiler, Dekorasyon önerileri, Güzellik ipuçları, Edebiyat haberleri ve daha fazlası "Bilgilendiren Haberler"de...

- Yorumlarınız hemen yayınlanır.
- Reklam yapmak, HTML kullanmak, Link bırakmak serbesttir.
- Üye olmadan, Anonim olarak da yorum yapabilirsiniz.
- Yorumlarınıza cevap alabilmek için "Beni bilgilendir"i işaretleyin.
- Yapılan yorumlardan site sahipleri sorumlu tutulamaz!