Terör Haberlerini Yorumlamada Medyanın Rolü


Terör ve terörizm son yıllarda sıkça duyduğumuz kavramlar. Her ikisi için de henüz kapsamlı, herkesçe kabul görülen bir tanım yapılamamakla birlikte birçok kimse tarafından çeşitli tanımlar ortaya sürülmektedir. Genel hatlarıyla terör; korkutma, yıldırma, cana ve mala kıyma şeklinde tanımlanabilir. Terörizm ise terör stratejisidir. Yani denilebilir ki terör bir olay, terörizm ise olgudur. Herkesçe kabul görülen bir tanımın yapılamamasının temel nedeni ise “Kime ve Neye göre terör” sorusunun varlığıdır. Bir olayın terör eylemi olup olmadığına bakışınız nerede durduğunuza göre değişebilir. Bir kimse için terör ifade eden bir eylem başka bir kimse için direniş ifade edebilir. Bir terörist kimimiz için acımasız bir katil veya vatan haini iken başka bir kimse için özgürlük savaşçısı olabilir.

Sömürgelerin uluslaşmaları sürecindeki Kıbrıs, İsrail gibi birkaç örnek dışında terör kullanımının hedeflenen neticeleri doğurmadığı ortada. El Kaide’nin terör eylemleri yoluyla ABD’yi yok edebilmesi mümkün olmadığı gibi, IRA’nın tek başına bağımsız bir  Kuzey İrlanda yaratabilmesi, Hamas’ın ya da İslami Cihad’ın İsrail’in kurmuş olduğu devleti feshetmesi söz konusu değil. Ancak terörizm, her şekilde pazarlık için bir ortam yaratabiliyor ve özellikle uluslararası kamuoyunu harekete geçirebilecek bir reklam kampanyası başlatabiliyor. Dikkat çekiyor, etkiliyor ve izleniyor. (Arıboğan, 2007: 24)

Terör örgütlerinin neredeyse hepsi silahlı mücadele yöntemine başvurur. Silahlı propaganda faaliyetleriyle örgütlerin amaç ve hedefleri şöyle ifade edilebilir:  
  • Varlığını duyurma ve gücünü gösterme (propaganda) 
  • Devletin otoritesini sarsma, 
  • Devleti halka baskı yapmaya zorlama, 
  • Kendinden yana olmayanları sindirme ve duyarsız hale getirme, 
  • Toplumu “korku hipnozu”na tabi tutma, 
  • Taraftarlarına moral verme, 
  • Örgüt üyelerini eğitme,
  • Örgüt üyeleri üzerinde otorite kurma ve disiplin sağlama, 
  • Kaos meydana getirmektir. (Alkan, egm.gov.tr)
Teröristlerin en önemli hedefleri ve stratejileri, gerçekleştirdikleri eylemlere kamusal dikkatin ve ilginin çekilmesi, uyanık tutulması ve böylece sistem ve toplum tarafından tanınmaları, varlıklarının kabul edilmesinin sağlanmasıdır. Bu amaçla teröristler, eylem hedeflerini, zamanlarını, yerini medyanın hem mekansal hem de görüntü açısından ulaşabildiğini dikkate alarak planlamakta ve sahneye koymaktadır. Başka bir deyişle teröristler, eylemlerini bilinçli bir biçimde medyanın kural, ölçüt ve yöntemlerinden faydalanarak planlamakta ve medyanın işleyiş mantığına uygun bir biçimde düzenlemektedir. (Gökçe ve Demiray, 2004: 3) Bu konu hakkında ortaya atılan bir görüşe göre ise “Terör eylemleri çoğunlukla televizyonların ana haber bültenlerine yetiştirilebilecek bir saatte uygulamaya konmaktadır.” Çünkü televizyon, terörizmin vazgeçilmez bir unsurudur. Meşhur bir ifade ile “Renkli televizyon olmadan terör eylemi gerçekleştiremezsiniz.” Çünkü ekran başındaki insanlara “kan”ı göstermelisiniz. Ancak o zaman insanları etkileyebilirsiniz.


Demokrasinin sağlıklı bir biçimde işlediği toplumlarda medya özgür olmalıdır. Çünkü, haberleşme özgürlüğü demokrasinin gereklerinden birisidir. Ancak Karl Marks’a göre medya, tekelci sermayenin elindedir ve onların çıkarlarına hizmet eder. Kapitalist üretim ilişkilerinin sürdürülmesi hedeflenerek kitlelerin bilinçlerini şekillendirmede araç olarak kullanılır ve dolayısıyla da özerk bir yapıya sahip değildir.

Benzer bir şekilde 11 Eylül olaylarını doğurduğu sonuçlar itibariyle ele alındığında bu saldırıların ABD yönetiminin kendi tasarımı olduğunu düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Sıradan bir günde, dünyanın birçok ülkesinden binlerce insanın çalıştığı dünyanın en yüksek kulelerine, milyarlarca doların döndüğü dünya ticaret merkezine, 2-3 tane teröristin elini kolunu sallayarak kaçırdıkları bir uçakla saldırı düzenlemesi, hem de bunu milyar dolarlık ABD savunma sistemini delerek yapması,  ardından yaşanan gelişmeler neticesinde ABD’nin terörü yok etmek için(?) Ortadoğu’da terör estirmesi, Ortadoğu petrolünün ABD şirketlerinin kontrolüne geçerken bir süredir durgun olan silah sanayinin de tavan yapması, icraatları tartışılan Başkan Bush’un halkın gözünde kahraman olması, halkın içinde bulunduğu korku halinin de etkisiyle sistemi sorgulama işinden vazgeçip güvenlik konusuna odaklanması, yaşanan tüm bu gelişmelere kimsenin ses çıkarmayışı birçok insanın aklında derin şüpheler uyandırırken medyanın arka planda günlerce döndürdüğü yıkılan kulelerin görüntüsü eşliğinde düşman yaratma çabası Marks’ın görüşlerini destekler nitelikte.  

Kitlesel boyutta iletişim kurmamızı sağlayan araçlara “kitle iletişim araçları” veya en çok kullanılan deyişle “medya” adı verilir. Televizyon, gazete, internet, radyo, dergi vs. bu kapsam içindedir. Genel olarak kitle haberleşme araçlarının fonksiyonlarını şöyle sıralayabiliriz : 
  • Haber vermek, eğitmek, eğlendirmek, 
  • Yakın ve uzak çevremizde olup bitenleri bize aktarmak, 
  • Kamuoyu oluşturmak, 
  • Siyasal sürece katılımı ve denetimi sağlamak, 
  • Toplum birimleri arasında gerekli ilişkilerin kurulmasına imkan hazırlamak suretiyle milli birlik ve beraberliği sağlamak. (Mutlu, 2003: 53)
Medya, toplum üzerinde son derece etkili bir araçtır ve bir o kadar da gereklidir. Medya sayesinde dünyanın diğer ucunda dahi olsa yaşanan gelişmeleri yakından takip edebilir, hatta oradaymış gibi olaylara tanık olabiliriz. Bir olayın haber niteliği taşıyabilmesi için belirli şartları sağlaması gerekir. En önemlisi de o habere kaç kişinin ilgi duyacağıdır. Bunun basın dilindeki adı “reyting”dir. En çok reyting getiren haberler ise en aykırı, en sıra dışı olanlardır. Teröristler sıra dışı, aykırı olaylar planlayarak medyanın, dolayısıyla da halkın ilgisini kendi üzerlerine çekerler. Bir alışveriş merkezinde ya da işlek bir cadde üzerinde patlayan bomba, ölen ve yaralanan insanlar, parçalanan hayatlar her zaman için ilgi çekicidir. Terörist, akşam haberlerde seyirciye ne sunacağını planlayan bir haber merkezi için malzeme temin ederken, medya ise birçok şirketin bir dakika bile sürmeyen reklamlarını  yayınlatmak için milyonlarca lira ödediği ekranlarda teröriste bu imkanı ücretsiz sunmaktadır. Hatta gene hiçbir ücret almadan o konu üzerine saatlerce süren programlar dahi yapılmaktadır. Hem de tüm kanallarda. İnsanların bunları izlememesinin imkanı yoktur.

Teröristler için kaç kişinin öldüğünün bir önemi yoktur. Önemli olan kaç kişinin duyduğudur. Bir Çin atasözünün de dediği gibi “Bir kişiyi öldür, on bin kişiyi korkut.” Medyanın etkileşim gücü göz önünde bulundurulduğunda bu sayı milyonlara ulaşmaktadır. Terörist, yaptığı eylemi bir şekilde insanlara duyurmak mecburiyetindedir. Yoksa yaptığı eylemin bir anlamı olmaz. Çünkü terör eyleminin temel amacı insanları korkutmak ve yıldırmaktır. Yaptığı eylemi insanlara duyurmak için afişler hazırlatıp, gazetelere ve televizyonlara ilan veremeyeceğine göre tek yol haber bültenlerine girmektir. Hatta geçmişte teröristlerce düzenlenen uçak kaçırma eylemlerinde teröristler pazarlık aşamasında öncelikli olarak olayın kamuoyuna duyurulmasını talep etmişlerdir.

Terör eylemleri şüphesiz halkı ilgilendiren bir konudur. Haber alma özgürlüğü olan halkın ve haber yapma özgürlüğü olan basının bu olaylara ilgisiz kalması kesinlikle beklenemez. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur ki terör haberinin sunulması son derece özen gerektiren bir iştir. Bir medya kuruluşu haberi sunarken pek çok noktaya dikkat etmelidir. Öncelikli olarak halk üzerinde olumsuz etkiler doğuracak nitelikteki haber ve görüntülerin yayınlanması son derece sakıncalıdır. Ayrıca haber sunarken eylemi düzenleyenlerin rant sağlamaması da göz önünde bulundurulmalıdır. Yani haber saatleri, teröristlerin reklam saatlerine dönüştürülmemelidir. Daha açık bir deyişle bir terör haberinin sunumunda örgüt isminin telaffuz edilmesi örgütün öncelikli amacıdır. Bu şekilde reklam yapmış olurlar. Bunun sonucunda da hem mevcut destekçilerine moral verirler hem de kendilerine yeni destekçiler bulurlar.

Terör eylemlerinin herkesçe kabul görmüş bir tanımı olmadığı gibi herkesçe kabul görmüş bir terör örgütünün olması da mümkün değildir.  Örneğin PKK’nın düzenlediği bir eylemi haber yapan Türk televizyonlarında “ Terör örgütü PKK” söylemine sıklıkla rastlarken Avrupa ülkelerinde AB’nin terör örgütü kabul ettiği bir örgüte “ayrılıkçılar” ya da “asiler” gibi söylemlerde bulunmaya özen gösteren medya kuruluşlarına rastlamamız pek mümkündür. Benzer konuları ülke içerisinde de görebiliriz. Görüldüğü gibi çoğu kez haberin sunumu ideolojik temellere dayanmaktadır. Bu sebeple ki “yandaş medya” deyimini sıklıkla duymaktayız.

Ayrıca medya kuruluşları arasında doğal olarak bir rekabet vardır. Bir terör saldırısı sonrasında açtığınız her televizyon kanalında olayla ilgili farklı bilgilere rastlarsınız. Bu kuruluşlar seyirciyi ekrana kilitlemek için onlara en güncel olanı sunmak durumundadırlar. Dolayısıyla olay sonrası her söylentiyi ekrana taşırlar. Ölü ve yaralı sayıları abartılır. Haberin sunumu da diğer haberlerden daha farklı olur. Seyirci üzerinde duygu sömürüsü uygulamak için her türlü yola başvurulur. Hazırlanan klipler defalarca ekranlarda döner. Bu da terör eyleminin üzerinde bir etki yaratır. Basın – yayın işleyişinin gereği olarak son yıllarda birçok gazeteci teröristlerle röportaj yaptı. Fakat röportajların yayınlanması sırasında yaşananlar son derece tehlikeli. Çünkü bu röportajlarda istemeyerek de olsa bir kahraman imajı yaratıldı ve teröristlerin söylemleri aynen yansıtıldığı için bu haberler onların propaganda faaliyetlerine dönüştü. Bu tür yanlışların önüne geçmek için yapılması gereken ilk şey habercilik anlayışında bir standart yakalamaktır. Daha sonra ise medya kuruluşları ile güvenlik güçleri arasında işbirliği yaparak hem medyaya sağlıklı bilgiler akmasını sağlamak hem de sunulacak haberin gerek toplumun yapısına gerekse devletin mevcudiyetine zarar vermesinin önüne geçmektir.

terör ve medya, terör haberleri, medyada terör, medyanın teröre yaklaşımı, terör haberlerini nasıl yorumlamalıyız, terör haberlerinin yasaklanması, 
Mustafa ARSLAN
televizyondaki terör saldırılarının görüntüleri, terör haberlerini yorumlamada medyaya düşen görev, terörle mücadelede medyanın rolü, terörle mücadele ederken nelere dikkat etmeliyiz, terörle mücadele  ve medya.


Google'da Ara! | Yandex'te Ara! | Yazılar (RSS) | Yorumlar (RSS) | Sitemap

0 yorum:

Yorum Gönder

İlginç bilgiler, Biyografiler, Dekorasyon önerileri, Güzellik ipuçları, Edebiyat haberleri ve daha fazlası "Bilgilendiren Haberler"de...

- Yorumlarınız hemen yayınlanır.
- Reklam yapmak, HTML kullanmak, Link bırakmak serbesttir.
- Üye olmadan, Anonim olarak da yorum yapabilirsiniz.
- Yorumlarınıza cevap alabilmek için "Beni bilgilendir"i işaretleyin.
- Yapılan yorumlardan site sahipleri sorumlu tutulamaz!